Untitled Document
 
Dikkat Edilecek Hususlar
İNGİLİZ POİNTER(Pointer Standartı) Pointer Standartları

FCI-Standard N° 1 / 07. 09. 1998 / GB

ENGLISH POINTER ORIGIN

Büyük Britanya

GEÇERLİ ORJİNAL STANDARTIN YAYINLANMA TARİHİ

24. 06. 1987.

KULLANIMI

Fermalı kopek..

CLASSIFICATION F.C.I.

Group 7 Fermalı köpekler.
Kısım 2.1 Britanya ve İrlanda Pointer ve setterler

GENEL GÖRÜNÜŞ

Simetrik ve sağlam yapılı, genel hatları mevzun kavisli. Kuvvetli fakat biçimli görünüşlü.

DAVRANIŞ / HUY

Aristokratik. Sağlam, dayanıklı, hızlı görünüşlü ve atik. Sevecen ve sakin yaradılışlı.

-----

BAŞ

Kafatası bölümü :

Kafatasi :

Burun ucu ile alın çatısı arasında kalan somakları kapsayan bölgenin uzuznluğuna oranla orta genişlikde. Kafatası oksiput kemiği belirgin.

Alın çatığı :

Belirgin.

Surat Bölgesi :

Burun :

Koyu renk, limon veya beyaz renkli köpeklerde daha açık renk olabilir. Burun delikleri geniş, yumuşak ve nemli.

Somak :

Kısmen içbükey(burun ucu ile alın çatığı arası), burun delikleri ile aynı seviyede biten ablakca görünüşlü. Gözler altında çok az çökme.

Dudaklar :

İyi gelişmiş, yumuşak.

Çene ve dişler :

Çene sağlam, mükemmel makas kapanışlı. Üst dişler alt dişlerin üzerine düzgün şekilde kapanmuş dörtgen şekilde çene.

Yanaklar :

Yanak kemikleri belirgin değil.

Gözler :

Kafatasının oksiput kemiği ile burun delikleri arasındaki mesafenin ortasinda, parlak ve müşfik bakışlı. Postun rengine göre kestane veya kahve rengi. Dik dik ve burundan aşağıya bakmayan.

Göz kenarları koyu renkte olmakla beraber limon ve beyaz renkli köpeklerde açık renk olabilir.

Kulaklar :

İnce derili, kafaya oldukca yüksek bağlantılı ve yakın, orta uzunlukta ve uçları hafifce sivri.

-----

BOYUN

Uzun, adaleli, hafif kavisli, omuzlardan net bir sekilde baslayan ve sarkmayan gerdanlı.

-----

VÜCUT

Bel :

Kuvvetli, adeleli ve hafifce kavisli.

Göğüs :

Kalbe yeteri kadar yer sağlayacak genişlikde. Dirseklerle aynı seviyede olmak üzere aşağı inmiş. Kaburgalar bel bölgesinde daralan, düzgün eğimli arkaya doğru yönlenmiş.

-----

KUYRUK

Orta uzunlukta, kalın köklü, uca doğru incelen. Sık tüylerle kaplı, yukarı doğru kıvrılmak yerine yatay duran. Hareket halinde sağa sola sallanan.

-----

BACAKLAR

ÖN ÇEYREK

Ön bacaklar düz ve kuvvetli, iyi oval kemikli, arka kirişler kuvvetli ve görünür.

Omuzlar :

Uzun, egimli ve iyice arkaya yatik.

Pastern mafsali (bilek mafsalı) :
Ön bacakla eşit genişlikte, çok hafif içeriye doğru çıkıntılı.

Pastern(bilek) :
Uzun kuvvetli ve esnek. Hafifce eğimli.

ARKA ÇEYREK

Çok adaleli.

Kalça :

Kalça kemikler iyi aralıklı ve belirgin, sırt seviyesinin üzerinde olmayan.

Üst baldir :

Genis ilk baldir.

Stifle : (ayak mafsalinin ustundeki dirsek gibi olan yer incik ile but arasındaki yer.)

İyi derecede dönük.

Alt baldir:

Geniş alt baldir.

Dirsek:

İyice aşağıda.

-----

AYAK

Oval, iyi kaynamış, kemerli parmaklar, saglam tabanli.

-----

YÜRÜYÜŞ / HAREKET

Yumuşak ve geniş alan kapsayan. İtici arka bacaklar, dirsekler dışarıda veya içeride değil. Kesinlikle hackney yürüşünde değil.(Ön bacaklarını yüksek kaldırrarak yürümek.)

-----

POST

Kıl :

İnce, kısa sert ve eşit dağılmış, tam düzgün ve kararlı parlaklıkta.

Renk:

Olagan renkler limon - beyaz, portakal - beyaz, karaciğer - beyaz ve siyah - beyaz. Tek renk ve 3 renk de gorulebilir.

-----

EBAT

Cidago (Omuz yuksekligi):
Erkekler: 63-69 cm
Dişiler: 61-66 cm

-----

KUSURLAR

Yukarıda bahsedilenlerin herhangi birisinden farklılık görülmesi kusur sayılır. Kusurun büyüklüğü uyumsuzluğun miktarı ve hayvanın sağlığına olan tesirleri ile ölçülmelidir.

Çok açık fiziki veya davranış bozukluğu gösteren köpek diskalifiye edilir.

NOT: Erkek hayvanların, gözle görülebilir, tam teşekkül etmiş ve skrotum'a inmiş testisleri olmalıdır.


KURZHAAR IRK STANDARTLARI VE TESTLERİ ÜZERİNE

Alman Kurzhaar'in tarihi ve gelisimi tahminen kopeklerin kus tuyunden yapilan aglar veya sahinle yapilan avlarla baslamaktadir. Kurzhaari olusturan kopekler genelde Ispanya, Fransa ve Flandustan gelmektedir. Av alanlarindaki yuz kizartici sonuclar yerine basarili sonuclar elde etmeleri onlara bir hayranlik uyandirmistir. Almanlar bu kopekleri av alanindaki basari ve tutkuyla birlesik liderliklerini sergilemek icin en iyilerini secmis ve bu alanda gelistirmislerdir. Kurzhaar cok amacli bir av kopegidir. Kurzhaar'in karada'ki ve suda'ki hayvanlari aport etmedeki basarisi onun mukemmel dengesinin etkisinden kaynaklanmaktadir ve dusen avi izleme, yarali hayvani geri getirme duyusu ve bunu belirlemesi cok etkindir. Kurzhaar sabah ordek avinda, oglen sulun, keklik ve bildircinda kullanilabilen kombine bir kopektir. O sahibine karsi gercek sadakat ve baglilik gostermesi gereken bir kopektir

Almanlar her zaman genelde duydugumuz fonksiyonel yapiya cok onem verirler. Sadece merada en basarili performansi gosteren kopekler olursa Kurzhaar gercek kendi formunu bulacaktir. Buda bize Almanlarin ( fonksiyonu olsturan formlar) dedigimiz soylemin gercek takipcileri oldugunu ortaya koyar.

Yuz yil olusturulan DKV ( Deutsch Kurzhaar Verband ) Alman Kurzhaar yetistirme ve test duzenlemelerini iceren ve halen gunumuzdede kullanilan prensipler uzerine kurulmustur.

Kurzhaar'in popularitesi memleketi olan Almanya'nin sinirlarinin otesine cikmistir. Dunyanin bir cok av alaninda gercek bir cok yonlu av kopegi olarak kendini kanitlamistir. Kurzhaar'in yetistirildigi ulkeler Almanyada olmayan yeni ve az bulunur av sekillerine kopeklerini adapte ederken Alman yetistirme standartlarini onun gercek ve orjinal yapisini koruma yoluna gitmislerdir.

KURZHAAR GERcEKTE NEDIR? ALMAN KISA TuYLu POINTERDEN FAKLI MIDIR?

Kurzhaar'in ingilizce cevrimi Alman kisa tuydur. Bir cok ingilizce konusulan ulkede Alman kisa tuy pointer olarak adlandirilir. Fakat bu sadece isimden kaynaklanan bir farklilik kadar basit degildir. Temel farklilik,kopegin tescillenmesinde kullanilan tescildedir. Bir Kurzhaar hangi ulkede yasiyor olursa olsun DKV tarafindan tescil edilmelidir. DKV tarafindan tescil edilmisse,Alman kurallari ve yetistirme standartlari uygulanir. Dunyanin her tarafinda Kurzhaari tescil eden ve ozellikle Alman Kisa Tuy Pointer olarak tescil eden bir cok kopek tescil makamlari vardir. Yalniz bu tescil makamlari kendi yetistirme ve farkli yetistirme gerekliliklerini kullanir. cunki bu yetistirme sonucunda DKV tarafindan taninmayan tescil makamlari kopegin kendisini arazide ispatlamamasi veya genetik hastalik ve zararlara yol acabilecek sonuclara aciktirlar.

BU YETISTIRME GEREKLILIKLERI NELERDIR ?

Bu dogumla baslar. Her Kurzhaar bir " Breetwarden " tarafindan dogumdan hemen sonra genetik bir hatasi olup olmadigi test edilir ve DKV 'nin tescil numarasini iceren resmi bir tescil numarasi ile sag kulagi isaretlenir. Eger Almanya disinda dogmussa yavrular bu " Breetwarden " tarafindan onaylanmis resmi kisiler veya ona bagli kisilerce onaylanir.

Kurzhaari diger irklardan ayiran ozellik onun sadece DKV 'nin vermis oldugu numaraya sahip olmasi degildir.Onun bu imtiyazi almasi icin kendisini ispat etmesi gerekmektedir. Her Kurzhaar cok yonlu bir avci olma yetenegini ispatlayacak cesitli seviyelerdeki alan testlerinden DKV tarafindan gecirilir.Bunlara ek olarak bilir kisi heyetinin belirledigi oranlamada en azindan " iyi " diyebilecegimiz notu alana kadar formunun kalitesi test edilir. Ayni zamanda her hangi bir isirma,goz gibi genetik bir probleminin olmamasi gerekmektedir.

Yavru ilk defa 1 yasinda DERBY testine tabi tutulur. Bu hayvanin burun gelisimi,isaretleme,arama uyum yetenekleri gibi dogal yetenekleri olculur. Hirs ve itaatide ayni zamanda not edilir. Burada derby odulu olarak 1 den 3 e kadar derby odulu verilir. Derby' yi gecemeyene odul verilmez. Bu odul sistemi butun DK testlerinde kullanilir.

Ayni yilin son baharinda biraz daha gelismis olan yavrular SOLMS testine tabi tutulurlar. Bu test derby testinden daha ayrintilidir. Alan calismasi,su calismasi,tavsan takibi,aport yapabilme,uyum,itaat,hirs ve av yetenegi solms testinde ele alinir. Alan testi ayni zamanda burun,arama,isaretleme ve kuslarin kullanildigi aport ve arama bolumlerinin skorlanmasindan olusur. Su calismasinda bir kutlenin arkasina gizlenmis ordegi bulma ve aport etmeyi icerir.

Eger bir kopek solms testine giremeyecek derecede hatali durumu var ise AZP ( ergin kopek yetistirme testi ) testine tabi tutulur. Buda solms gibi yapilir. Burada farkli olarak kopegin daha olgun ve onun egitiminde daha ileri seviyeye gelip gelmedigi bilir kisilerin daha siki kriterleriyle olculmektedir.

Butun kurzhaar' lar en azindan 1 SOLMS veya AZP ( yetistirilmeye uygundur ) testinin onayini almak zorundadir.

Butun bu alan testlerine ek olarak ZUCHTSCHAU dedigimiz bilir kisi heyetinin veya yetistirme gosterisinin onayindanda gecmek zorundadir. Burada diger alanlara ek olarak bilir kisi tarafindan isirma ve gozlerin gelisimi test edilir. Burada butun hatalar not edilir. Mukemmel olana cok iyi olana " SG " iyi olana " G " notu verilir. G den daha dusuk not alan yetistirilmeye uygun degildir. Her hangi bir isirma veya gozlerdeki hata kopegin onaylamadaki notunu dusuren veya yetistirilmeye uygun olmayan nadenlerdendir. Bir cok detayli teste tabi tutulan Kurzhaar yetistirilmeye uygunlugun disinda en iyiyi bulmaya yardimci olur.

Kurzhaar' in belkide kazanabilecegi en prestijli namzet " KS " ( Kurzhaar Sieger- Kurzhaar Sampiyonu ) Bu unvan her yil sadece Almanyada yapilan KLEEMAN testinde verilir.

Kleeman Zuchtschau ve bir alan testinin bilesiminden olusmaktadir. Burada kopek alan testlerinde birincilik ve diger takip ve aport testlerindede basari gostermesi gerektiginden bunu almasi cok zordur. KS unvanina erismek yillar alabileceginden bunu ele gecirmek zor ve uzun bir maratondur. Ancak KS unvanina sahip disi ve erkek kopegin yavrusu tum Kurzhaar meraklisi avcilarin hayaldir.

Belkide butun alan testlerinin en zoru VGP yararlilik kopek testidir. Bu test sadece Kurzhaar' lara ozel olmayip Almanyadaki JGHV tarafindan butun cok yonlu kopek kuluplerini bir cati altinda toplayan kurul tarafindan yapilmaktadir. Bu bir kopegi av surecinde 28 farkli katogoride deneyen cok yonlu ve en ust seviyedeki test dir. Bir VGP kopeginde aport' ta, isaretlemede, iz surmede, ve sudaki davranislarindaki mukemmellik kadar itaat, iyi bir uyum ve calisma ahlaki gibi kurallar sadece bu testin bir kacbolumunu olusturmaktadir. VGP sadece beslemekle degil, arazideki cok yonlulugunude etkili bir sekilde olctugu icin Kurzhaar yetistiricileri VGP yi cogunlukla onemli bir baslik olarak tercih ederler.

Bir Kurzhaar' in buyun testlerden ve basliklardan gecmesi kolaydir. Ancak Kurzhaar' i gercek olarak sahiplenmek onun isminin arkasinda yatan kelimede degildir. Bir cok avcinin bildigi gibi bir av surecinde arazi icerisinde arama yapabilmek icin sinirli bir sure vardir. Bir kopek geriye kalan yasaminda evinde ve sahibinin ayaklari dibindedir. Kurzhaar evde insanlarla beraber olmayi tercih eden ve mukemmel derecede eglenceli bir hayvandir. Sahiplerine genellikle hem saygili, hem onlarla oyun oynayan, hemde sandalyesinin yaninda oturan bir kopek olarak gorebiliriz. Bir Kurzhaar sahibi genellikle kusu isaret ederkenki gorunusu veya bahcede cocuklarla oyun oynarken ki eglenceli gorunusunden dolayi onu yetistirmekten buyuk bir keyif almaktadir.

Amerka' da Kurzhaarlar kalici bir yer yapmaktadir. ulke boyunca cesitli avlarda kullanilirken ayni zamanda AKC, NADHDA ve APORT ATISI ETKINLIKLERINDEDE yer almaktadir. Gercekte Alman Kurzhaari belki av kopegi dunyasinda ozellikleri en iyi korunan ve arazideki bir cok avci tarafindan mukemmelligi ve cok yonlulugu ispatlandigi icin tercih edilen oldugunu soyleyebiliriz.

Amerika' daki avcilar sekile onem vermez. Onlarin amaci fazla av vurmaktir. Ancak Alman Kurzhaar' in av sahalarinda gosterdigi ustun basarilar onlara Kurzhaar' in Alman kisa tuy Pointerinden farkli oldugunu gostermis ve onlari bu irkin ozelliklerini korumaya sevk etmistir. Bu baglamda cesitli Kurzhaar kulupleri kurmuslardir.



NADKC NEDIR ?



Kuzey Amerika Alman Kurzhaar kulubu 1993 yilinin Mayis ayinda Amerikan Misigin' da dunyanin cesitli yerlerinden gelen 18 kisi tarafindan kurulmus kuluptur. Bu kulup egitilebilir Alman Kurzhaar' lari bir avci olarak yetistirme ve gelistirme programlari yapar.



NADKC PROGRAMLARI



Almanya' daki test kurallarina ve DKV' ye uygun yapilmaktadir. Av yetenegini gelistirmek icin bahar ve sonbahar yetistirme testleri, sonbahar uygunluk testleri ve pekistirici egitimleri icermektedir. Av kopekleri yetistirme sisteminin amaci kopegi diger kopeklerden daha ustun kilmak yerine onun yeteneklerini gelistirerek buna uygun testler uygulayarak cok yonlululgunu arttirmayi amaclamaktadir.



Kurzhaar' lar ortalama 1 yasina geldiklerinde bahar yetistirme testi (DERBY ) dedigimiz testten gecirilerek kopegin dogal yeteneklerinin kalitsal olarak gecip gecmedigi olculmektedir. Bu derby kalitsal yeteneklerinin gelisimlerini olcen " burun hassasiyeti, isaretleme, ic gudusu, arazi arama ve dogal uyumlulugu " olcer. Sonbahar yetistirme testi (SOLMS ) kopegin calisma davranisi, itaati ve aportu, hem suda, hem karada yerine getirip getiremedigini olcen 2. bir burun isaretleme, arama ve uyum testidir. Kopekler ortalama 1.5 yasinda bu teste tabi tutulurlar.



FAYDA TESTI



Tamamiyle cok yonlu olarak yetistirilmis ve onlarin sahibi icin yapilmis bir testdir. Burada kopegin performansinin gelisimi tam 29 katogoride incelenir. Dogal yetenek gelissede fayde testinde itaat ozel olarak uzerinde durulan ogedir.Alman Kurzhaar' larin sahipleride fayda testiyle beraber daha basarili olma yonunde calistirilip cesaret verilirler.



NADKC' deki bilirkisiler sertifikali butum testleri yapmis ve basarili olmus en az 2 DERBY, 2 SOLMS ve 2 VGK ( fayda testi ) gerceklestirmis kisilerden olusmuslardir. Buradaki her testte 3 kisilik bilir kisi komitesi oy birligi ile puanlama yapmaktadir.



YETISTIRME PROGRAMI



NADKC' de katilan butun kopekler dogal avlanma yetenegi, mizac ve uyum standartlarina uymalidir. DKV yetistirme standardi pekistirmenin pratik sonuclarini kapsar. ZUCHTSCHAU pekistirme oranlanir veya gosteriminde sunulur. Buradaki her hangi bir katogoriden kopegin diskalifiye edilmesi onu yetistirme programindan disariya atar. Bu yetistirme sadece en iyi kopeklerin uretim icin kullanilabilecegi anlamina gelir.



NADKC programina alinan yavrular Almanya' daki DKV tarafindan tescil edilmis resmi DKV soy agaci ve tescil numaralarina sahip ve yuvasindan ayrilmadan once sag kulagina yapilan tescil numarasi dovmesi ile isaretlenmistir. Burada Almanyada' ki yetistiricilerinde yuvalari tescil edilmektedir. Bunlara ek olarak NADKC yetistirmenin baslangicindan itibaren takip edilip izlenmesi gereken etkili bir hiplasya programina sahiptir.



(Alman Kurzhaar' lari bir yuzyildan fazladir cesitlendirilmis av icin en iyi sekilde yetistirilmektedir. Kalitsal dogal yeteneklerinin gelisimlerinin test edilmesi butun Alman Kurzhaar' larin yetistirilmelerinin gelisiminde, yavrulamalarinda daha tutarli bir irkin olusmasinda yardimci olarak burun, arama, isaretleme, takip etme, uyum, suyu sevme, aport ve mizac yeteneklerini icerir.)

İDEAL KUZHAAR

Eğitim ve Bakım

Av köpekleri için gerekli olan bilgileri vermeden önce çok önemli olan unutulmaması gereken bir noktayı belirtmekte fayda var. “ Köpeğinize çok iyi bir eğitim vermek istiyorsanız, öncelikle onu her yönüyle iyi tanımanız gerekir.” ( Bu karakter, huy, alışkanlık vs. ) Bu kendiliğinden olan, doğal bir şey diyeceksiniz. Doğru ama çok zor, gerçekleştirilmesi de o kadar güç bir olay. Çünkü biz insanlara eğitim vermeye daha meyilliyiz. Oysa burada sözünü edeceğimiz “eğitim” köpek eğitimidir. Bu nedenle köpeğinizin davranışlarını, hal ve hareketlerini dikkatlice incelemeniz gerekir. Yalnızken, diğer köpeklerle beraberken ve insanların içindeyken. Genellikle her insan köpeğini çok sever ve ondan bahsederken zekasından, akıllığından söz eder. Yani köpeği hakkında anlatacak çok şey bulur. Halbuki önemli olan bu anlatılanları araştırmak, etüt etmek, zekasının yol açtığı tepkiler incelemek. “Neden böyle davranıyor?” diye kendi kendine sorular sormaktır ki eğitimiyle ilgili egzersizlere geçtiğimizde bu bilgiler ve aldığınız sonuçlar sizin işinizi kolaylaştırır. Ve köpeğinizin olumsuz bir açığını düzeltmeniz konusunda da pek fazla zorlanmayacaksınız. Bundan sonra, köpeğin ruhsal ve fiziksel özelliklerini iyi araştırıp çıkarmak gerekir. Çünkü bu özellikler köpeğin karakterinden yola çıkarak, ona uyguladığınız eğitim metotlarına kolaylık verecektir. Aslında bu iş çok büyük ustalık ve beceriklilik ister. Yürekli, gözü pek ve atılgan köpekler vardır, birden fazla karaktere sahiptirler, bunlar hiçbir şeyden korkmazlar. Bu tür köpekler çok meraklıdırlar. Her yere gitmek isterler, korkmadan her yere burnunu sokmak isterler. Öyle köpekler vardır ki çok çekingen, içine kapanık ve pasif bir yapıya sahiptirler. Bu çekingenlikleri onları herhangi bir yabancının yanında kendilerine korumak duygusuna iter. Alışkanlığın dışındaki her şeyden korkar ve en ufak bir gürültüde kaçmak isterler. Bu atılgan ve çekingen köpeklerin arasında inat olanlara da rastlayabilirsiniz. Bu atılgan ve inat köpeklerin olumsuzlukları kötü huylarını zor kullanarak düzeltebilirsiniz ama gelelim çekingen ve aynı zamanda inat olan köpeklerin olumsuzluklarını zor kullanarak düzeltmeye kalkarsanız en büyük yanlışı yapmış olursunuz. Bu tür köpekleri eğitmek çok büyük sabır ister.
Bir de köpeğin ne olduğunu ne işe yaradığı konusunda yazmak gerekir. Yani bazen “ben köpek olsaydım acaba nasıl davranırdım?” diye düşünmek gerekir. Bir örnek verelim: Köpeğinizi evden veya kaldığı yerden ayrılmasını öğretmek istiyorsanız insan olarak düşünürseniz, yerinden her ayrılışında onun nedenini pek anlayamayacağı bir ceza verirsiniz. Ama bir süre sonra sizin bu tepkinize karşılık, kurnaz olduğunu göstermek için, dalgın olduğunuzu fark edip yine kaçıp gidecektir.

Ama kendinizi köpeğin yerine koyup düşünürseniz, ayaklarımızın uyuşukluğunu gidermenin ne kadar gerekli olduğunu, komşuya uğramanın, maceraya doğru koşmanın, tavşan, keklik gibi av hayvanlarını kaldırmanın veya görmenin ne kadar keyif verici olduğunu anlayacaksınız.

Bunun için sahibin köpeğine mutlaka sevgisini aşılamasında fayda var. Ve bu köpekle sahibi arasında sevginin, onun atılmak istediği maceradan daha önemli olduğunu da hissettirmek gerekir. Ayrıca köpeğin sahibinin koruması olmadan bu tür maceralara girmemesi gerektiğini çok iyi ve net olarak anlaması şarttır. Bunu önlemek için, köpeğin çıkıp gittiğini kaçamak yaptığı yere biraz kırbaç ve taşlarla doldurulur (bir miktar zincir de olabilir.) Köpek çıkma istediği anda bu nesneler engel olarak görecektir ve canı acıyacaktır. İşte köpek sahibinin orada bulunması bu işin yanlış bir şey olduğunu ona anlatması ve onu okşayarak ve elinde bulunduracağı yiyeceği ona verip geri dönmesini sağlayacaktır.

Köpeğin mükemmel bir zekaya sahip olması sahibini bu eğitim işinde cesaretlendirecektir. Köpek kendisine öğretilen dersi kesinlikle unutmayacaktır. Bunun için bir örnek vereyim: “Eğitmek için bir avcı arkadaşın ısrarlı ricası üzerine köpeğini almıştım. Eğitim yaklaşık olarak 3 ay sürmüştü. Köpeğini onda teslim ettiğimde, kendisini dinlemediğinden eskisinden daha kötü olduğundan şikayetçiydi. Köpeğini aldım ve sahibinin yanında öğrettiğim her şeyi harfiyen uygulattım. Köpek her dediğimi ve her istediğimi yaptı. Tabi arkadaşım şaşırdı ve bu işi nasıl becerdiğimi sordu. Ben ise köpeğe dönerek eğitimcisinin düdüğünü ve eğitildiği araziyi tanıdığını söyledim.” (ABBE GODARD, Köpek Eğitimcisi)

OTUR – AL – YAT


1- OTUR :

Köpeğiniz ayaklarının üzerinde yürümeye başladığı andan itibaren “OTUR – AL – YAT” egzersizlerini öğretmeye başlayabilirsiniz. Oturmayı öğretmek için, sol elinizle tasmasından tutup, sağ elinizle de köpeğin arkasına bastırarak OTUR emri vermelisiniz. Köpek oturma pozisyonundayken sol elinizle çenesinden tutarak başını kaldırmasını sağlayın, sağ elinizle ise başını sürekli okşayın. Sonra, onu mükâfatlandırın. Bu hareketi sık sık tekrarlayın. Göreceksiniz köpeğiniz alışacak ve OTUR emri verdiğinizde kendiliğinden oturacaktır. Yalnız egzersizlerde, elinizde mükâfatı hiçbir zaman eksik etmeyin, çünkü böylece işiniz kolaylaşacak, köpeğiniz ise bu sayede durumu çabuk kavrayacaktır. Ama her defasında da yiyecek verilmeyecektir. Çünkü köpek, yiyecek için değil, daha sahibi istediği için bu işi yaptığını anlaması lazım. Başlangıçta 2’de 1 mükâfatlandıralım, sonra yavaş yavaş mükâfatı azaltın (orantılı olarak) ki köpek sadece” OTUR” emrinde oturmayı bir görev olarak bilsin ve başka bir şeyle ilgilenmesin.
Egzersizlerde, özellikle yavru köpek için ağzına bir tat bırakacak besin maddesi kullanın ( şeker gibi). Mükâfat olarak kullanacağınız besin maddesini, yararından çok zararı olacağı için ava götürmemeniz gereken bir yavru köpek veya avın açılışından 5-6 ay önce eğitimine başlayacağınız köpek için kullanın.

2- AL

Köpeğiniz oturma pozisyonundayken, burnunun hemen ucuna şeker uzatın, şekeri kapmak için hamle yaptığında “HAYIR” diye bağırın. Şekerle ilgilenmesin diye bu hareketi defalarca tekrarlayın. Bundan sonra şekeri burnuna uzatarak “AL” emri verin ve almasına izin verin. Bu çalışmayı günde 2-3 defa tekrarlayın. Zaman kaybetmemek için yemek vakitlerinde, köpeğinizi sol tarafınızda bulundurabilirsiniz. Arada sırada bir parça yiyecek verebilirsiniz, ama köpeğiniz almak istemeyecektir veya istese de siz hiç taviz vermeden “HAYIR” diye bağırmalısınız. Emrinize uyduğunu gördüğünüz andan itibaren artık “AL” diyerek mükâfatınızı verebilirsiniz.
“AL” alıştırmasını birkaç gün uyguladıktan sonra, köpeğinize eni ve boyu bir cetvele benzeyen tahta parçası uzatarak “AL” diye emir verin. “AL” emrini öğrenmiş olmanın rahatlığıyla tahta parçasını alacaktır. Şayet almazsa veya burnunun ucuyla itmeye kalkarsa, o halde sert bir şekilde “AL” diye bağırınız. “AL” emrini alasıya kadar tekrarlayın. Tahta parçasını ağzına aldıktan sonra, yumuşak bir şekilde “KIMILDAMA” deyin. Bunun üzerine köpek size şaşkın bir şekilde bakacaktır. O andan itibaren sizin yapacağınız hareket, sol elinizle çenesinin altından tutarak ağzının (nesne ile birlikte) kapalı kalmasını sağlamak, sağ elinizle ise onu okşamaktır. Yaklaşık 1 dakika sonra ağzındaki tahta parçasını alıp yerine ödül olarak şeker vereceksiniz. Bu çalışmayı her gün yemekten önce 1 defa uygulayın ki köpeğiniz yemeğini hak etsin. 1-2 hafta içinde köpeğiniz durumu kavrayacak ve hiç zorluk çıkarmadan herhangi bir nesneyi ağzına alabilecektir.
Çalışmalarınızda köpeğin ağzına alacağı nesneyi ve şeklini sık sık değiştirin. Örneğin gazete, kemik, top vs. gibi değişik şekilde nesne olabilir.

Bu aşamadan sonra, artık nesneyi ağzının hemen ucuna değil de birkaç cm gerisine uzatın ve aynı işlemi tekrarlayın. Yavaş yavaş nesneyi burnunun ucundan uzatarak, sonra alçaltarak veya yere koyarak aynı çalışmayı defalarca tekrar edin. Köpeğinizin bu çalışmaları algılaması yavaş da olsa zamanla mutlaka gerçekleşecektir. Bu çalışmalar öylesine yavaş ve uzun sürmelidir ki bir gün yere herhangi bir şey düşürdüğünüzde, köpeğiniz nesneyi kendiliğinden yerden oturma pozisyonunda iken size vermeyi bilmelidir.
Ama belki siz, “Bu çalışmalar ne işe yarayacaktır?” diyeceksiniz. Bu bir sirk. Kavrayışlı ve zeki insanların çoğu bu çalışmaların köpeğe “APORTU” öğretmenin en iyi yöntemlerinden biri olduğunu anlayacaklardır. Gerçekten, köpeğiniz yerde bulunan herhangi bir nesneyi ağzına aldığında, siz 1 metre geri çekilerek “VER” diyeceksiniz. Bu sayede köpek size bir şey vermek için kımıldamak zorunda olduğunu anlayacaktır. Başta bunu çekingen bir tavırla yapacaktır. Size ulaşması için birkaç adım atması yetecektir. O anda “OTUR” diye emredeceksiniz. Pozisyonunu aldıktan sonra, elinizi uzatarak “VER” diyeceksiniz. Başlangıç için 1 metre mesafe yeterli olacaktır. Bu mesafeyi çabucak uzatmanız halinde, köpeğiniz %99 ihtimalle ağzındaki nesneyi yere düşürecektir. Ve siz bunun üzerine köpeğinize hata yaptığını anlatmakta zorluk çekeceksiniz. Bunun için aranızdaki mesafeyi yavaş yavaş azaltabilirsiniz. Sonra, ağzında nesneyle beraber 25 metre yürüyeceksiniz, sonra 50 metre, 100 metre, 500 metre ve 1 km kadar yürütebilirsiniz. İşte o zaman “apotru” mükemmel bir köpeğe sahip olacaksınız. Tabii ki köpeğe, nesneyi kendisinden arayıp bulması gerektiğini öğretmek gerekecek. Bu eğitimi “APORT” bölümünde anlatacağız. Mutfakta devamlı hizmetçiyle beraber bulunan bir DOBERMAN’
ı
eğittiğimi hatırlıyorum da hizmetçim bodruma inip odun getirdiği zaman onu izler bir tane de o getirip kendisine verirdi.

3- YAT:

Şimdi eğitimin son aşamasına geldik. Bu eğitim metodu bize İngiltere’den geldi. Bunun içindir ki bu metoda “DOWN” metodu diyoruz. “YERE” (YAT) anlamındadır. Köpeğin adeta yere yapışık halde bulunmasını gerektiren çalışma aynı zamanda eğitimin anahtarıdır. Bu bölümde yer alan klasik metodu uygulamaya geçtiğimizde, bu çalışmanın ne kadar önemli bir faktör olduğunu anlayacaksınız. “DOWN” (YAT) olayını tam anlamıyla becerebilen köpek ¾ eğitilmiş bir köpektir. Bu nedenle, bu dersi hiçbir zaman yeterince, dikkatle, titiz bir şekilde uygulayamazsınız. Yani, bu ders köpeğin tamamıyla karnını yere değdirmesinden ibarettir. “DOWN” pozisyonunda, dört ayak yere uzanmış bir şekilde, kalçaları yere değecek, ön ayaklarını önüne uzatacak ve burnunu iki ayağının arasına uzatacaktır. Bu “DOWN” pozisyonu, köpeğin diğer yatma pozisyonlarından oldukça farklıdır. Köpeğin bu pozisyonu almasını nasıl sağlayabiliriz? Gücü sınırlı olan bir yavru köpeği, karşı gelse bile, bu durma sokmakta zorluk çekmezsiniz. “OTUR” pozisyonundan yola çıkılacaktır. Sol elle köpeğin arka karnına bastırırken, sağ elle de köpeğin karnı yere değinceye kadar önceki iki ayağını öne uzatırsınız. Vücudunu iyice yere yapıştırmak için, sol elinizi bastırarak (kuvvetle) sırtının orta yerine getirin, sonra da sağ elinizi kafasının üstünden iterek öndeki iki ayağının arasından yere değdirmesini sağlayın. Köpek hareket ettikçe bu kelimeyi tekrar edin. Ta ki sakinleşip pozisyonunu alıncaya kadar. Kımıldamaya teşebbüs ettiği anda aynı kelimeyi tekrarlayın. (defalarca). 5 dakika gibi bir zaman diliminden sonra serbest bırakıp okşayın ve mükafatını vermeyi unutmayın. Avın açılmasına epey bir zaman varsa, zamanınız bol olduğu için, ilk haftalarda günde bir kez çalışmak yeterli olacaktır. Avın açılmasına az bir süre varsa ve köpeğe ihtiyacınız varsa bu çalışmayı günde üçe, dörde çıkarabilirsiniz. Eğer köpeğinizin yaşı ilerlediyse, örneğin 8 aylıktan itibaren onu “DOWN”a getirmek epey güçleşecektir. Belki de kavga bile çıkabilir. Ne olursa olsun elinizi çabuk tutun göreceksiniz yarışın sonunda siz galip çıkacaksınız. Eğer köpeğiniz gerçekten güçlüyse ve siz onunla baş edemiyorsanız, herhangi bir tahta döşemeye bir halka yerleştirin. Köpeği kalın iple beraber getirin ve ipi halkadan geçirip köpeğin burnu halkaya değecek kadar ipi çekin ve “DOWN” kelimesini söyleyin. Böylece bu pozisyonu almak zorunda kalacaktır. Bir başkası ipi yutarken, hareket etmek isteyecek, olsun ama siz onu gidip okşayarak sakinleştirecek ve elinizle onu düzeltip uygun pozisyonda kalmasını sağlayacaksınız. Birkaç dakika bu şekilde duracaktır.Yavaş yavaş “DOWN”nun süresini 10 dakika 15 dakikaya kadar uzatabilirsiniz. Bu sürenin egzersiz sayısından da önemli olduğunu düşünüyorum. Bu egzersizi ne kadar iyi yaparsanız ve bu süreyi ne kadar iyi ayarlarsanız köpeğiniz size ileride o kadar sadık ve söz dinler bir köpek olacaktır. Mesela, güzel bir eğitimle, düdük kullanarak, köpeğinizi hangi mesafede olursa olsun “DOWN”a getirebilirsiniz. Bu tamamen size kalmış bir şey. Bu şekilde köpeğinizi herhangi bir tehlikede, onun yatmasını sağlayabilirsiniz. Köpeğinizi “DOWN” pozisyonuna getirmek başka bir çalışma, onun bu pozisyonda kalmasını sağlamak başka bir çalışmadır. İlk derslerde iki elinizi kuvvetle kullanarak “DOWN”a başlatabilirsiniz. Sonraları ise tek elinizi kafasından aşağıya doğru iterek “DOWN” dedikten sonra tekrar çekip yapabilirsiniz. “DOWN” emrini verdikten sonra, köpek kafasını kaldırmaya çalışıyorsa, elinizle başını yere eğerek “DOWN” emrini tekrarlarsınız. Bir hafta içinde yavaş yavaş gelişme kaydederken, ayağa kalktığınız anda, hızla yanına yaklaşıp aynı emri tekrarlamalısınız. Sonra yavaş yavaş geri çekilebilirsiniz. Ama küçük bir hareketle yanına yaklaşıp pozisyonunun bozulmamasını sağlamalısınız. Bu sayede nerede olursa olsun köpeğinizi “DOWN” pozisyonundayken etrafında dönebilirsiniz. Ama o kımıldamamalıdır. Bu esnada “DOWN” kelimesi defalarca tekrarlanmalıdır. Köpeğin bu pozisyonunu bozmamasına dikkat ederek yavaş yavaş uzaklaşarak dönebilirsiniz onun etrafında. Kımıldanmaya başladığı anda yaklaşarak “DOWN” diye bağıracaksınız. Etrafında dönerken yavaş yavaş uzaklaşarak kaybolup önce 5 dakika, sonra 10 dakika gözükmeyin. Prova bittikten sonra yanına gelip pozisyonunu bozabileceğini söyleyebilirsiniz. Köpeğiniz “DOWN” pozisyonunda iken sırtınızı ona dönüp koşun, epey mesafe aldıktan sonra yine yanına gelip, mesela “haydi” kelimesiyle işin bittiğini söyleyebilirsiniz. Bu eğitimi özenle, dikkat ederek gerçekleştirirseniz mutlaka verimli olacaktır. Geçirilen bu zaman kesinlikle kaybedilmiş zaman değildir. Pozisyonun doğru olmasına dikkat edin ve bu pozisyonun sonuna kadar bozulmamasına özen gösterin. Şayet köpeğiniz yorgunluk belirtileri gösterirse arka kalçasının sağ veya sol tarafına yatacaktır. Ama siz hiçbir zaman taviz vermeyeceksiniz. Pozisyonunu bozduğu yerin yakınına, birkaç kamçı, kırbaç veya sopayla vurmalısınız. O anda köpek arkasına dikkat edip uygun pozisyonunu derhal alacaktır.

DÜDÜK VE KOLU KALDIRARAK “DOWN” :

Köpeğiniz “DOWN” pozisyonuna sesinizle alışmıştır. Şimdi düdük ve kolunuzu kaldırarak köpeği “DOWN”a alıştırmalısınız. Düdük eğitimi uzun sürmeyecektir. 5-10 dakikalık 3 ders ona yetecektir. Bunun için şu uygulamayı yapmalısınız. Köpeğinizi bağıyla gezdirirken, birdenbire uzun etkileyici ve enerjik bir şekilde düdük öttürün. Mesela şu şekilde “Tuuuuuuuuuut” ve hemen sonra “DOWN” kelimesini söyleyiniz. Köpek yere yatacaktır. Yaklaşık 1 dakika sonra düdüğü 2 kez öttürerek kalkmasına izin verin. Köpeğiniz kısa zamanda, uzun ve eşit aralıklı tek düdük sesinde yatacağını, kısa ve 2 kez öttürülen düdüğe kalkacağını öğrenecektir. Sonra düdükle çağırma eğitimine de başlayabilirsiniz. Bunun için köpeği “DOWN”a getirip 50 metre kadar uzaklaşın. Yere çömelip köpekle karşı karşıya durun, sonra kısa ve net bir şekilde düdüğü öttürün ve sağ elinizle sağ baldırınıza vurun. Anlaşılmamışsanız çağırıp okşayarak ödüllendiriniz. Bu egzersiz zorluk teşkil etmediği gibi kolayca algılanacaktır. Artık bundan sonra, köpeğiniz “DOWN”a geçmeyi bekleyecektir. Önce düdük, sonra ise sol kolunuzu kaldırarak uygulayın. Bunu iki şeklide gerçekleştirebilirsiniz. Önce düdük sonra ise kolunuzu kaldırarak, bazen ikisini beraber de gerçekleştirebilirsiniz. Daha sonra köpeği “DOWN” pozisyonuna getirip yaklaşık olarak 50 metre uzaklaşın. Çağırmak için düdük öttürün. Köpek koşup gelecektir. Yaklaşık 20 metre kadar size yaklaştığında, bu sefer “DOWN”a geçmesi için düdüğü yine kullanın (unutmayın düdüğün sesi uzun olmalıdır). Köpek ya yatacaktır ki böyle olursa çok iyi ya da sizi dinlemeyecektir. Böyle olursa da umudunuzu yitirmeyin. Sizi dinlemediği takdirde iki eklinizle kafasının ve arka kısmının derisinden tutup yatması gereken yere götüreceksiniz. Onu oraya koyduktan sonra, düdüğü ayrıca öttürerek sert ve kızgınlıkla “DOWN” yani “YAT” diyeceksiniz. Aynı uygulamayı bir kez daha tekrarlayınız. Bu ilk çalışma size 2 ay yetecektir. Herşeyden önce köpeğin sersemleşmesini önlemelisiniz. Bunun için ertesi gün aynı dersi tekrarlayın.

II.METOD :

II.Metod için, köpeğin kaçmasını önlemek için her tarafı çevrili geniş bir arazide serbest kalmasını sağlayın. Bu esnada, köpeğin etrafınızda delice atlayıp zıplamasında müdahale etmeyin. Şayet köpek sizden yavaşça uzaklaşmaya kalkarsa “DOWN”a geçmesi için düdüğü kullanın. Sizin bu isteğinize hemen boyun eğmiyorsa, yukarıda sözü ettiğimiz gibi yine iki elinizle aynı şekilde alıp, istediğiniz bu hareketinizle ona anlatabilmelisiniz. Artık bundan sonra, bu “DOWN” eğitimini her türlü arazide uygulamanız şarttır. Bunu unutmayınız. Köpeğin arazide keyfince dört nala geçmesine engel olmayın. Ve ara sıra mesafeyi orantılı olarak uzatarak, düdükle “DOWN”u çalınız. Eğer köpek düdük sesinden sonra daha doğrusu “DOWN”u emredin düdük sesinden sonra size doğru bakıyorsa sağ kolunuzu kaldırınız, o zaman köpek “DOWN”u emreden düdük sesinde yatması gereken yerde yatacaktır. Bu çalışma esnasında köpeğe hiçbir taviz verilmeyecektir. 50 cm. olsa bile kımıldamasına izin verilmeyecektir. Başlangıçta köpekler bu çalışmalarda sahibine yaklaşabilmek için birkaç metre yürümek isteyeceklerdir. Bunu önlemek içi suçluyu cezalandırmak için aynı elinizle (iki elinizle) tutarak sert bir şekilde “DOWN”a geçmesi gereken yerin birkaç metre arkasına koyun ve arkasında da “DOWN”u belirten, uzun ve enerjik olarak düdüğü öttürün.
Neden birkaç metre arkaya da tam götürülmeyecek. (“DOWN”a geçmesi için) Yapılan deneylerden edinilen tecrübeye göre, çalışmaların biraz olsun abartılması, köpeğin daha iyi anlamasını sağlıyor. Mesela size 100 metre kadar bir mesafede yatmak zorunda ise, siz onu tutup 110 metre mesafeye koyarsınız (ellerinizle), hatasının farkına kolayca varacaktır. Seçkin ve değerli bir köpek eğitimcisi bana önemli bir tavsiyede bulunmuştur. “Ben köpeklerimi her zaman arkaya geçiririm” diyordu. Çoğu kez bu şekilde hareket etmenin köktenci olduğunu fark etmişimdir. Sen hızla koşan aniden durdurabilmeli, koştuğu zaman topraklı ise toz duman olacaktır. Ama durduğumuzda köpek 50 cm. bile kımıldamayacak, durduğu yere gelip baktığınızda, ansızın durabilmek için yaptığı izleri yerde göreceksiniz. Bu sonucu, mesafe ne olursa olsun elde edebilmesiniz. 250-300 metrede olsa bile. Ama dikkat. “DOWN” bir eğitim egzersizidir. Yoksa köpeğinizin yere tam siper yattığını görme zevki değildir. Yani “DOWN”u lüzumsuz yerde ve zamanda emretmemelisiniz. Daha doğrusu disiplini elden bırakmamalısınız. Bu çalışmayı oyun şekline sokarsanız, köpeğinizi sersemleştirir, aptallaştırırsınız. Bu nedenle 15 dakikalık bir gezide bu uygulama 2-3 kez tekrarlamanız fazlasıyla yeterli olacaktır. İleride bu eğitim bir yumuşama, bir hafifleşme çalışması olmaktan çıkıp, daha ziyade durumlara karşı koymak ve bazı hataları düzeltme işinde yarayacaktır. Köpeğinize evde aramaya geçmesine öğretmeden önce bu “DOWN”u titizlikle en üst düzeyde öğrenmesine özen gösteriniz. Belki bazı tecrübeli eğitimcilerin “DOWN”u öğretmek istemediklerini duyabilir veya görebilirsiniz. Kızgınlık ve öfke duyduğum bazı pasif köpekler için ben de aynı şeyi yapmak istemişimdir çoğu kez. Ama ayrılık kuralı hiçbir zaman bozmaz.

Silahla ateş ederek “DOWN”a geçirme:

Nihayet, silahla ateş ederek “DOWN”a geçmeye sıra gelmiş demektir. Bu çok gerekli değil ama, bazı zamanlarda işinize yarayabilir. Gerçek şu ki tüfek sesinden galeyana gelen bir köpeğe sahip olmak kadar kötü birşey yoktur. Bu durumda, mesela ilk elde yaraladığınız bir tavşana, köpeği vurmak korkusundan ikinci eli atmanız mümkün olmayacak veya zorlaşacaktır. Bunun için oyuncak bir tabancadan faydalanabilirsiniz. Bu aynı zamanda köpeğin patlama sesine de alışmasına yardımcı olacaktır. Uygulama şu şekilde olacak. Köpeğin 50 metre dolayında biz uzaklıkta iken, düdükle “DOWN”u emrediniz. Hemen arkasından da tabancayı patlatınız. Köpek normalde yatması lazım. Eğer yatmazda yine iki elinizle alıp, atmasını gereken yerin birkaç metre arkasına koyup “DOWN”u emredin. Birkaç uygulama sonrasında düdüğü kaldırıp tabanca ile “DOWN”a geçebilirsiniz. Şayet yine sözünüzü dinlemezse , yine aynı şekilde elinizle tutup yatması gereken yerin biraz uzağına yerleştirip yatmasını sertlikle emredin. Tabii tekrarlıyorum her zaman aynı şeyi. Hiç de hoş değil ama gerekli birşey. “DOWN”nun eğitiminde o kadar önemli bir yeri var ki siz okuyucularıma inandırmak için dönüp dolaşıp aynı şeyleri defalarca tekrarlamak gereksinimi duyuyorum. İleride “DOWN” konusunda ustalaşmış bir köpeğiniz, elinizle adeta hassas, ince bir alet olduğunu bizzat kendiniz farkedeceksiniz. Bu sayede ona, istediğiniz herşeyi yaptırabilirsiniz. Ve en önemlisi avda size zararı olmaktan ziyade mükemmel bir yardımcınız olacaktır. Otur-yat-kalk kısmı bitmiştir.

3.BÖLÜM:”APORT” :

Şimdi sıra, pek önemli olmayan ama genelde Fransa’da üzerinde çok durulan bir egzersize gelmiştir. Ama buna rağmen av faaliyetlerinde aport yüzünden güzel bir ferma köpeğini kaybetmek içten bile değil. İyi nişancı bir avcının köpeğine APORT’u iyi öğretmesi pek uzun sürmeyecektir. Çünkü köpek de vurulan avı sık sık ağzına almaktan zevk alacaktır. Ama şu var, her attığını vuran avcının köpeği de sahibine gelip ona izin vermeden acele gidip avı alacaktır. Bu da avcıyı o sırada kalkabilecek ikinci bir ava atmasına engel olacaktır. Yaralı avın peşine yollanan avcılarda var. Son derece yanlış bir hareket de gözlerimle gördüğüm bir avcının İrlanda Seftarini yaralı ve ancak 50 cm kadar açıp düşen bir keklik palazının peşine yollamasıydı. Aşırı ve ölçüsüz bir koşudan sonra, köpek zor zor uçabilen bir kekliği tam anlamıyla çiğnemeden yutmuştu. Sözü edilen köpeğin sahibi bu başarısından dolayı epey gururlanmıştır. Ama ne yazık ki İrlanda Seftarini yaralı ve ancak yerden 50 cm kadar uçup düşen bir keklik palazının peşinden yollanmasıydı. İrlanda Seftari yaptığı bu işten hiçbir zaman vazgeçmemişti ve onda bu çok büyük bir kusur olarak kalmıştı. Artık o köpek o olaydan sonra güzel bir kaldırıcı olarak kalmıştı. Şahsen başımdan geçen bir olay var. Öncelikle şunu belirteyim; avcılık benim için keyif verici bir spordur. Yani etin benim nazarımda pek önemi yok. Ama birgün tüfek atmaya fırsatım olmamıştı. Başımın üstünden geçen bir tarla kuşuna fişek attım, kuş eğik bir şekilde alçalıp yere düştü. Şimdiye dek ağzına aldığı hassas bir şekilde tutup getirirdi köpeğim. Köpek olayı fark etmişti. Ama ben ona engel olmaya çalıyordum. Çünkü küçükbaşların peşinden koşan köpekleri bu huyundan vazgeçirmek oldukça güçtür. Bu nedenle köpeğe tarla kuşu tam alacağı zaman, alçakça uçmaya alışıyordu. Tabii bu olay köpeği hırslandırmıştı. Ve köpek kuşun peşini bırakmayarak uzun bir takipten sonra onu yakalayıvermişti. Sonuç ağzına alıp uzun uzun çiğnedikten sonra yutmuştu. Ama bu olaydan bir başka sonuç daha alınmıştı. Bir sonraki avda bir çulluk ani bir kalkıştan sonra güzelce uçmaya koyulmuştu. Hatasını cezalandırmak için, köpeğine aniden müdahale etmiştim. Bu onda öyle bir kompleks yaratmıştı ki, her fermasından sonra yanına hızla yaklaştığımda fermasını bozup yanıma geliyordu. Tam olarak düzeltmediğim diğer sonuç ise sertleşen dişleriydi. Oysa tarla kuşu olayından önce kanat kırma bir çulluğu aynı köpek bana canlı olarak getirmişti. Şimdi ise ölü ve yaralı hepsini dişleri ile sıkıp eziyor.Bu nedenle avı ona aport yapmasına izin vermeden kendim ele geçirmeye çalışıyorum. Bu olaylar Aport’un ne kadar hassas bir çalışma olduğunu gösteriyor. Eğitimde aşılacak en büyük engel olarak değerlendirmek gerekir. Aportun birçok metodu var. Bunlardan birkaçı anlatılacak. Okuyucunun kendi seçimine kalmış birşey. Şahsen ben, bu kitapta açıklanacak bütün metotları kullandım. En iyisinin hangi metot olduğunu söylemeyeceğim. Çünkü herhangi birinin verimli olduğu bir köpekle bir başkası verimli olmayabilir. Ama küçük bir ayrım yapılabilir. Bir önceki bölümde metot küçük yavru köpekler için uygundur. Ama eğitilecek köpek 18 aylık veya 2-3 yaşlarında ise ileride anlatılacak metotları kullanmak gerekir. Aport için kullanılacak nesne küçük bir tahta kütük, bir kemik veya düz tahta parçaları olabilir. Bunlardan biri keklik tüyü ile diğeri tavşan derisi ile kaplanılabilir. Tahta parçasına yaban tavşanının derisi kaplanırsa daha iyi olur. İçi boş veya oyuk kütük parçasına delikler delinebilir veya ufak bir çantanın içi talaş ya da bezle doldurulur. İçi boş tahta kütüğü dışında yere konduğu zaman köpek ağzı ile daha iyi kavrasın diye orta kısmından oyulabilir. Ben aport nesnesi olarak hem sahibinin kokusuna çabuk çektiği için hem de kolay taşınabilir olduğu için bez dolu torbayı tercih ediyorum. Bunun bence bir başka avantajı da köpeğin nazik dişleri arasında kolay şekil alabilir olmasıdır. Çünkü küçük köpekler genelde, her şeyi dişleri arasında gevelemek, çiğnemek isterler. Özellikle dişlerden rahatsız oldukları zaman sert olan her şeyi dişleri ile çiğnemek isterler. Ve büyük ihtimalle kemik veya tahta parçası ile çalıştırılan köpeğin dişleri sert ve sağlam olur. Bu alışkanlık av hayvanını da sıkıp, çiğnemek isterler ki bu sahibi için hiç de hoş olmayan bir durumdur. Köpeğinize sadece AL emrinde elinizle uzattığınız nesneyi almasını öğretiyorsanız ve alığı bu nesneyi istediği kadar taşıyabiliyorsa APORT’u öğretmeniz öyle pek zor olmayacaktır.
Yazarın tasvip etmediği metot : Aport nesnesini bir yere gizlice saklayınız. Sonra köpeğinizi bağıyla birlikte sakladığınız yerin yakınına getirip ARA şeklinde emir veriniz. Nesneyi bulması uzun sürmeyecektir. Nesneyi ona iyice göstererek ona AL diye emrediniz. Alıştığı gibi ağzına alacaktır. Nesne ile birlikte onu birkaç metre yürütürsünüz. Sonra OTUR emri veriniz. Bütün bu işlemlerden sonra onu okşamayı ve ödüllendirmeyi unutmayınız. Sonra köpeği DOWN pozisyonuna getirip nesneyi yaklaşım 10 metre kadar ileriye götürüp koyunuz. Tekrar köpeğin yanına gelip ARA, GETİR (APORT) emirleri veriniz. Okşanıp ödüllendirilmek umuduyla köpek kendiliğinden gidip nesneyi arayıp bulmaya koyulacaktır. Bu sırada unutmamanız gereken nokta ayağınıza geldiği sırada OTUR, ardından da VER emirlerini vermektir. Aynı çalışmayı birkaç kez tekrarlayabilirsiniz. Üçüncü ders için ertesi günü beklemekte fayda var. Tabii burada köpeği yıldırmamakta çok önemlidir. Bunun bir oyun olmadığını köpeğin çok iyi anlaması lazım. Zaten oyun olsa köpek hemen yorgun düşer. Aynı şeyi çok ısrar etmekle köpeğin karşı gelmesine neden olursunuz. ki bu eğitimde sakınılacak bir durumdur. Köpeğiniz APORT konusunda ustalaşmaya başladığı andan sonra 1/3 ve artık yavaş yavaş ödülü ortadan kaldırmaya çalışacaksınız. Bu kitapta, yavru köpekle büyük yetişkin köpek arasında eğitim farkı gözetilmemiştir. Zira genelde eğitim aynıdır. ARAMA ile FERMA konularını bir yavru köpeğe öğretmeye çalışmak sakıncalıdır. Bu çalışmalara elverişli yaşa gelmesini ve gelişmesini beklemekte büyük fayda var. Aynı şekilde APORT konusunda da özellikle büyük köpeklere uygunluk gösteren metotlar da var. Birkaçını burada açıklayacağız.
Avın açılmasına birkaç ay kala genç bir köpek edindikten sonra biraz sonra açıklayacağımız gibi, onu av hayvanlarıyla tanıştırmanız gerekecek. Bu sırada aceleci davranıp APORTU öğretmeyi unutabilirsiniz. Bu bir zamanlama hatasıdır. Kendinize gelip sakin olmanız gerekir. Ava ilk çıkışınızda birkaç av vurma şansına erişebilirsiniz. Biraz şans ve büyük bir ustalıkla APORT’u öğretme imkanını elde edebilirsiniz.
1.METOT :

İlk metotta yapılacak uygulama şudur: önce ateş edeceksiniz, av düşecek ve sonra köpek gidip merakla bakacak. Belki köpek ölü fark ettiği anda ağzına alacak, belki de burnunun ucuyla oynayıp ayaklarıyla kendine doğru çektikten sonra ağzına alabilecek. O zaman mutlu bir halde felaketi ona APORT diyerek anlatacaksınız. Bu kelimeyi hiç duymamış olan köpek bir hata yaptığını sanacaktır. Avı yerde bırakıp sıkılmış, utanmış, süklüm-püklüm bir halde yanınıza gelecek. Bu şekilde davranırsanız her şeyi berbat etmiş olursunuz. Halbuki hiçte hoş olmayan baskı ve zaman kaybı olmadan, köpeğinize APORT’u öğretmenin en önemli fırsatını yakalamıştınız. Oysa tam tersine, avı ağzına attığını gördüğünüz an arkanızı ona dönüp ters yöne hızla koşmuş olsaydınız köpeğiniz de ağzında avla birlikte sizi yakalamak için size doğru koşacaktı. Koşarak sizinle aynı hizaya geldiği zaman durup onu yavaşça okşayarak, severken alışkanlıkla söylediğiniz birkaç güzel kelime söyleyiniz ve sonunda acele etmeden ağzından avı alabilirsiniz. Aynı uygulamayı ikinci ve üçüncü avlarda da tekrarlayınız. Artık bundan sonra hiçbir şey söylemeden yerinizde bekleyebilirsiniz. Nitekim köpeğiniz vurulan avı kendiliğinden getirip size verecektir. Ben şahsen bu metodu birçok köpeğe APORTU tam manası ile öğretebilme için tam manası ile başarı ile uyguladım. İlk defa bu metodu Clairette adında genç bir İrlanda Setteri ile uyguladım. Bir gün bir su çulluğu vurmuştum. Köpek onu almak için koşup gitti. Hemen sonra ona, aniden ÇABUK GEL diyerek ters yöne koştum. Yavru köpek birkaç atlama ve zıplamayla bana ulaştı. Ben ise koşmaya devam ediyordum. Köpek o anda bir şey unuttuğunu çabucak fark ederek geri döndü. Ben hâlâ aynı hızla koşmaya devam ediyordum. Ama Clairette, sonunda ağzında çullukla beraber beni yakalamayı başardı. O zaman durup onu tebrik ettikten sonra ağzından çulluğu alıyordum. Ertesi gün arka arkaya 3 çulluk vurdum. İlkinde yine aynı şekilde koştum ve köpek ağzında çullukla yanıma geldi. İkinci ve üçüncüsünde koşmama gerek kalmadı. Ama yine de yavaşça yine ters yönde yürümeye başladın ve köpek yine ağzında çullukla yanıma kadar geldi. Bir sonraki avda hiçbir şey demeden yerimde bekledim ve köpek görevini tam yaptı. Nihayet mükemmel bir av bulucu ve kaldırıcı olmuştu. Bu taktik sonraki köpeklerde de aynı başarıyı %100 verdi. Bu metot sizin köpeğinizde verimli olmayabilir veya bu metodu çok geç öğrendiniz. APORT yapmak istemeyen köpeğinizi ava önceden soktuysanız diğer metotları uygulamanızda fayda var. Bu metotların bir kısmı acıyla, diğer kısmı ise ödülle bağlantılıdır.

2.METOT :

Kuvvet tasması ile APORT’u öğretmeye geçelim. Başlangıçta köpeğinize avı ağzında nasıl tutacağını öğretmeniz gerekir. Bunun için önünüze oturtun, sol elinizin avucunu kavrayacak şekilde burnunun üzerine koyunuz. Başparmağınız ağzının bir tarafında, serçe parmağınız öteki tarafta olacaktır. Baş parmağınızla serçe parmağınızın yardımıyla ağzını açıp, sağ elinizde tutturduğunuz APORT nesnesini içine yerleştirin. Bu arada AL kelimesini de söylemeyi unutmayınız. Bir elinizle nesne ile birlikte ağzının bir dakika kapalı kalmasını sağlarken diğer elinizle de onu sakinleştirmek için devamlı okşayınız. Sonunda VER diyerek ağzındaki nesneyi alıp yerine şeker verin. Aynı çalışmayı iki kez tekrarlayın ve yeni bir ders için ya akşamı ya da ertesi günü bekleyin.Birkaç günlük çalışmadan sonra köpeğiniz APORT nesnesini sizin müdahale etmenize gerek kalmadan kendiliğinden ağzında tutacaktır. İşte şimdi ona kendiliğinden yalnızca av hayvanını tutmasını öğretmek lazım. Bu uzun ve yorucu bir iş. Bunun için kuvvet tasmasına köpeğin boynuna geçirin. Kuvvet tasması boğucu ve iç tarafında sivri, dokunaklı çiviler bulunan bir tasmadır. Köpeği bacaklarınızın arasında sıkıştırarak yere oturtun ve bir elinizle tasmasının üst kısmından çekerek acıyla bağırmak suretiyle ağzının açmasını bekleyin. Diğer elinizle de hemen APORT nesnesini açılan ağzın içine yerleştirin. Sonra boğucu tasmayı bırakarak köpeği okşayın.

a) ELDEN ALMA : Köpeğin acısını fazla uzatmamak için 2 metodun uygulama süresi kısa olmalıdır. Köpeğin iki tecrübeyi iki önemli düşünceyi çok iyi anlaması gerekir. 1)Aport nesnesi gösterildiğinde acı başlıyor. 2) Bu nesne istenildiği şekilde ağza alındığında acı bitiyor. Kısa bir süre sonra köpek dayanamadığı bir acıdan bir an önce kurtulmak için elinizdeki APORT nesnesini neredeyse parmaklarınızla birlikte kapmak isteyecektir. İleride köpek kendiliğinden nesneyi aldığında, acıyı hissetmediğini anlayacaktır. Yani yavaş yavaş menfaati için ne yapması gerektiğini bilecektir. Ama iş daha bitmemiştir. Yani APORT nesnesini elden vermek başka şey, yerden aldırmak başka bir şeydir. Hele hele belli bir mesafe yollayıp nesneyi aldırmak daha da farklıdır. Bu nedenle bu metotta sizinde öğreneceğiniz önemli bir nokta var SABIR.

b) YERDEN ALMA : Elden alma çalışmalarından sonra yavaş yavaş, santim santim nesneyi uzaklaştırarak artık yerden almaya çalışmak gerekir. Bunun için acele etmeyin. Günde birkaç santim ancak. Önce nesneyi köpeğin burun hizasında uzaklaştırın. Şayet köpek karşı geliyorsa boğucu tasmasından tutup hafif sarsıntıyla nesneye doğru götürün. Sonra yavaş yavaş köpeğin alçalıp yere inmesini sağlayın ve her karşı geldiğinde boğucu tasmayı kullanın.

c) TAŞIMA : Ama daha bitmedi. Nesneyi düşürmeden taşımasını da öğretmek lazım. Bunun için nesneyi iyi tuttuğu zaman otur pozisyonuna getirin ve bazı tasmasına takılı vaziyette bağın önüne oturup APORT emrini veriniz. Bu arada ağzının kapalı kalmasını ve bu sayede nesneyi düşürmesine engel olacak olan bağı yavaşça çekiniz. Eğer bu sırada nesne yere düşerse sabırla yeniden ağzına yerleştirerek çalışmayı tekrarlayınız. Bağı çekerek kendinize yaklaştırdığınızda OTUR emrini verin ve ağzındaki nesneyi VER emriyle birlikte aldıktan sonra ödüllendirin. Yakında bağı bırakacaksınız. APORT için mesafeyi uzaklaştıracaksınız ve böylece başarılarınızın bir yenisini daha ekleyeceksiniz. Ama yine de eğitim daha bitmemiştir.

d) KÖPEĞİN KENDİ GİDİP ALMASI : Köpeğinize gidip kendinin aramasını öğretmek lazım. Bunda da aceleye hiç gerek yok. Yavaş yavaş ilerlemek en doğrusu. Köpeğinizi DOWN’a getirip nesneyi burnuna 10 santim kala yere koyunuz. Sonra AL emrini verin. Sözünüzü dinlemezse tasmasından çekerek hafifçe sallayın. Arkasına oturtun ve birkaç santim arkaya çekilerek APORT emrini veriniz. Bir sonraki çalışmada nesneyi burnunun 20 santim ilerisine koyun. Sonra 40 santim, 60 santim, 80 santim arkasından 1 metre ve 2 metreye kadar aynı çalışmayı uygulayın. Köpeğiniz 2 metre mesafedeki nesneyi aramaya başladıysa mesafeyi artık hızla uzatabilirsiniz.

e) SAKLAYIP KÖPEĞİN BULMASINI İSTEMEK : Çalışmalarımdan birinde nesneyi önce aşağı yukarı 15 metre kadar bir mesafeye saklamıştım. Koşarak gidiyor, köpeğin başından tutup ARA diye emir veriyordum. nesneye vardığımızda ona nesneyi aldırıp oturtuyordum. Sonra tekrar çıkış yerimize gidip APORT emrini veriyordum. Ve köpek ağzında bir nesneyle birlikte bana doğru geliyordu. Bu eğitimin başka bir şekli daha var. Boğucu tasmaya 10-15 metrelik bir ip bağlayın, köpeği DOWN’a getirin, ipin iyice gergin durmasını sağladıktan sonra ucuna aport nesnesini koyunuz. Sonra ARA, APORT şeklinde emirler veriniz.Köpeği nesneye doğru yönlendirmek için ipi aralıklarla çekerek tasmaya küçük sarsıntılar veriniz. Ve bu arada tabi ARA, APORT emirlerini tekrarlamayı unutmayınız. Köpek de istediğiniz gibi nesnesinin bulunduğu yere gelip nesneyi ağzına alacaktır. Ve tabi sonra size getirip verecektir. O zaman bu çalışmanın bir spor olduğunu düşüneceksiniz. Bu çok uzun bir eğitim. Yine aynı şeyi tekrarlıyorum. Aceleci davranmamak lazım. Çünkü bu sistemle mükemmel bir APORT elde edeceksiniz. Çoğu kez bu uygulamayı kullanmak istemedim. Çünkü oldukça sert ve kaba buluyorum. Ama bu sistemle eğitilen köpekler mükemmel birer bulucu olup çıkıyorlar. Bir arkadaşım için eğittiğim EPEGNUEL BRETON’u hatırlıyorum da bu arkadaşa, cebinde çabuk çözülebilecek, kaygan düğümlü bir ip taşımasını tavsiye etmiştim. Şayet köpeğiniz APORT konusunda size zorluk çıkarıyorsa bu ipi hemen boynuna geçirip güzelce bir sıkın o zaman anlayacaktır. Oysa avın açılışının ilk gününde vurulan ilk av bir güvercin olmuştu. Sahibi emir vermişti. ARA, APORT şeklinde. Köpek bunun üzerine güvercine doğru gitti. Burnunun ucuyla şöyle bir koklayıp ittikten sonra sahibinin yanına geri döndü. Bunu gören sahibi cebindeki ipi çıkarttı. İpi fark eden köpek yarı yoldan geri dönüp hiç tereddüt etmeden güvercini aramaya koyuldu.Artık bundan sonra bu köpek hiçbir av hayvanını almamazlık etmedi.

3.METOT : Zor kullanarak APORT’u öğretme metodu çok daha farklıdır. Son birkaç yılda kullandığım metot budur. Bu metot daha az zorlu ve çok daha uygundur. Kulakların sıkılması veya çimdiklenmesi şeklindedir.. Bir önceki metotta olduğu gibi köpek yine acı duyduğundan ağzını açtığı sırada APORT nesnesi yerleştirilecek, ama bu çalışma için biraz usta ve becerikli olmak gerekir. Çünkü köpeğin canı acıdığından kendini müdahale etmek için elinize ani bir hamle yapabilir.Tabi bu köpeğin bu şekilde tepki göstermesi gayet doğaldır. Yani bunu her köpek yapar. Bir önceki metotta olduğu gibi AL emriyle nesneyi ağzına verin ve ağzında bir süre tutmasını öğretin. Sonra VER emriyle nesneyi ağzından alın. Bunun için, sağ elinizle kulağının birini büküp tırnaklarınızla bağırıncaya kadar sıkın. Bu arada hemen sol elinizle nesneyi ağzına yerleştirip çenesinin altından tutarak düşürmemesine dikkat edin.Sonra sağ elinizle başından severek okşayın. Kulağını da sıkmadan önce Al emri vermeyi unutmayın. Yakında köpek nesneyi uzaklaştırabilir ve santim santim yere doğru alçaltabilirsiniz. O zaman artık köpeği DOWN’a getirdikten sonra nesneyi yerden almasını emredersiniz. Buna karşı gelirse kulaklarını yine sıkarsınız. Sonra boğucu tasma metodunda olduğu gibi nesneyi yavaş yavaş uzaklaştırabilirsiniz. Aradaki fark tasmaya yapılan sarsıntı yerine kulakları sıkmadır. Bu şekilde dört dörtlük bir APORT’a erişebilirsiniz.

4. METOT : Üçüncü baskı yöntemi olan 4.metotta tahta bir cetvel kullanılacaktır. Önceki metotlarda olduğu gibi bunun yaratıcısı ben değilim. 25 cm. uzunluğunda bir tahta cetvelin 12 cm’de 5 mm çapında bir delik deliniz. 5-6 cm yanına aynı şekilde bir delik daha deliniz. Kısa ve uzun olmayan bir ip alın ve bir ucunda düğüm yapın. Öteki ucunu da deliklerden birine geçirip ayarlanabilecek şekilde bir düğüm yapın. Mesela setter için bu uzunluk 10 cm olmalıdır. Ayarlandıktan sonra cetvelin üst kısmından ipe bir düğüm daha yapın. Sonra cetvel çenenin altında duracak şekilde düğümü alt oturtun. Sol elinizle nesneyi gösterin. Sağ elinizle ise cetveli sıkıca tutun. AL emriyle beraber sağ elinizle cetveli sağa doğru çevirin. Köpek ağzını açmak zorunda kalacaktır. O sırada nesneyi ağzına yerleştirin. Sağ elinizle verdiğiniz nesneyi ağzında tutmak zorunda kalsın diye sol elinizle çenesinin altından tutun, sonra yavaşça okşayın. Yarım dakika sonra VER deyip ağzından nesneyi alın, sonra da ödüllendirin. Bu çalışmanın devamı boğucu tasma metodudur. Bu metot ile kulak sıkma metodunun devamı ile aynıdır. Aşamalı olarak yavaş yavaş nesneyi uzaklaştırabilirsiniz. Bu metodun avantajı köpeğin ağzını bakı ile aşabilmenin kolay ve çabuk olmasıdır. Birinci ders sonrasında 3-4 deneme ve tekrardan sonra köpeğin gösterilen nesnenin üzerine atılması %100 beklenen bir gelişmedir.

5. METOT : Ayrıca çok duygusal köpekler için, iki çeşit uygulama daha var. Yalnız bu metotlar yavaş yavaş gelişme gösterdikleri için daha çok sabır isterler. Birinci uygulama için 25 cm uzunluğunda bir tahta parçasının üstü aralıklarla delinir. Deliklerin çapı yaklaşık bir şampanya kapağı kadar olmalıdır. Bu tahta parçasını mürverden seçerseniz köpek daha kolay şekilde aldığı için işinizi hafifletmiş olursunuz. Bu tahta parçasına 6-8 mm çapında birkaç delik deliniz. İçi boş olması gereken bu tahta kütüğün her iki ucuna mantarlarla veya başka bir şeyle tıkayınız. Eğitim sırasında tahta kütüğün içini köpeğin hassas olduğu ve dikkatini çekeceği kokulu yiyeceklerle doldurun. Sonra bunu köpeğe koklatın. Kokudan iştahı kabaracak ve tahta kütüğü ani bir hareketle koparacaktır. Birkaç saniye sonra tahta kütüğü ağzından alın, bir ucunu açıp içinden birkaç parça yiyecek alıp köpeğe verdikten sonra tekrar kapatınız. Sonra aynı şeyi tekrarlayınız. Birkaç uygulamadan sonra tahta kütüğü yavaş yavaş uzaklaştırın. Sonra onu birkaç metre ileriye atarak ARA, APORT emirlerini veriniz. Ödüllendirilmek için köpek onu arayıp bulmaya çalışacaktır.

6. METOT : Diğer metot için kasaptan taze iken alacağınız normal büyüklükte bir kemik lazım olacaktır. Köpeği yattığı kulübesinden 25 metre uzak bir mesafeye götüreceksiniz. Köpeği ağzından tutup, kemiği göstererek AL diyeceksiniz. Genelde bütün köpekler özellikle kemikleri çok severler. Sizinki de kemiği hemen kapacaktır. Ve bu fırsatı kaçırmak istemeyecektir. Sonra bağından tutarak kaldığı kulübesine kadar götüreceksiniz. Zaten büyük bir ihtimalle siz onun peşinden gitmiş olacaksınız. Çünkü genelde köpekler yattıkları yerde rahat bir şekilde kemikleriyle uğraşmayı sever. Onu serbest bırakmadan önce bir elinizle kemiği ondan almak isterken diğer elinizle de şeker veriniz. Tabi ki bu arada VER demeyi unutmayacaksınız. Bu şekilde şeker alarak köpek aldatılmış olduğu veya bir şeyden yoksun bırakıldığını hissetmeyecektir. Ertesi gün yine büyük bir sabırla aynı çalışmayı tekrarlayın. Birkaç ay sonra APORDU fevkalade bir köpeğe sahip olacaksınız. Klasik metotların dışındaki bu metotlar daha ziyade eğitilmesi gecikmiş, yaşı ilerlemiş ya da çekingen olup klasik metodun yeterli olmadığı köpekler için kullanılmalıdır.


ARAMA : Köpeğiniz DOWN ve APORT’u tam anlamıyla öğrendikten sonra ARAMA olayını öğretmeye başlayabilirsiniz. apotru öğretmeyebilirsiniz. Bu sizin takdirinize kalmış bir şey. O halde DOWN konusunda köpeğiniz ustalaşmaya başladığı andan itibaren ARAMAYA geçebilirsiniz. Arama nedir? Arama av hayvanının bulunduğu teri arayıp bulma olayıdır. Her köpeğin içgüdüsel olarak doğuştan gelen bir arama özelliği vardır. Ama bu arama bağlantısız, düzensiz ve karmakarışıktır. İşte köpeğin bu aşamasını öylesine düzletmek lazım ki arazide arayıp taramadığı yer kalmasın. Çünkü av genelde gitmeyi düşünmediğimiz umulmadık yerlerde bulunur. Bu nedenle iyi düzenlenmiş ve iyi öğretilmiş bir ARAMA şeklinin büyük bir önemi vardır. Av bakımından zengin bir arazide av bulma umuduyla daha da uzaklara gidilebilir. Bu gibi avlarda birkaç sahayı aramadan geçmenin pek bir önemi yok. Ama avın nadir olduğu yerlerde en üst düzeyde bir arama gerekir. Bu yüzden daima çapraz yani zikzak aramadan yanayım. Bu tür arama oldukça uygun olduğu kadar avcının gözüne de hoş gelen bir arama şeklidir. Av arazilerinin çok çeşitli olması sizi yanılgılara götürmesin. Nitekim bu arama eğitimin en kolay en zevkli yanıdır. Bu eğitim için düdüğü unutmayınız. Köpeği herhangi bir araziye götürün. Sonra bunu rüzgarda olmak üzere DOWN’a getirin. Bağını çözdükten sonra 1 dakika kadar serbest bırakınız. Sonra sağ veya sol istikameti göstererek HAYDİ diye onunla birlikte gösterdiğiniz yöne doğru koşunuz. Arama sistemine vermek istediğiniz genişlik kadar istediğiniz gibi mesafeyi uzak tutabilirsiniz. Örneğin; 80-100 metre ve daha yukarı. Mesafeyi uygun ve yeterli bulduğunuz zaman düdüğü TU-TUT şeklinde iki kez öttürdükten sonra yanınıza çağırınız. Köpeğin kısa zamanda yanınıza geldiğini göreceksiniz. Yanınıza geldikten sonra onu heyecanlandırmak için onunla birlikte yine birkaç metre koşup cesaretlendiriniz. Mesafeyi yeterli gördüğün anda yine aynı şekilde düdük öttürünüz. Köpek yine hızla koşup yanınıza gelecektir. Ve sizde aynı şekilde onu heyecanlandıracak hareketler yapınız. Uygun gördüğünüz mesafede DOWN’a geçmesi ardından yanınıza gelmesi için düdüğü kullanın. Birinci ders için bu kadarı yeterlidir. APORT eğitiminde olduğu gibi ARAMADA da beklemediğiniz gelişmeler olacaktır. Aksi halde istediklerinizi anlamayan köpeğiniz hata yapabilir veya devam etmek istemeyebilir. Bir anlık bir sinir veya öfkeyle köpeğinize vereceğiniz ceza ters etki yaratabilir ve işinizi zorlaştırabilir. Sonrasında köpeğinize ARAMA’yı öğretmeniz mümkün olmayabilir. Çünkü ceza yemek korkusuyla çalışmalara kendini vermek istemeyecektir. Bu nedenle, işi tadında bırakmak en iyisidir. Köpek o zaman şu şekilde görünecektir. Gezimiz fazla sürmedi, o halde bir sonraki geziden daha fazla yararlanması gerekir. Ama köpeğiniz sizi anlamayabilirde. İstediğiniz yöne gitmeyip ters yöne açılabilir. Böyle olursa hemen ümitsizliğe kapılmayın. Yapacağınız şey hemen köpeği düdükle DOWN’a getirip yaklaşık 20 metre sağına ve soluna gidip aynı hizaya geçin. Sonra düdükle çağırarak aynı hiza ve çizgiden koşarak arama mesafesiniz muhafaza ediniz. Köpek yanınıza geldiği zaman birkaç metre daha gidin. Ve sonra onu bırakarak yalnız başına koşmasına engel olmayın. Daha önce açıklandığı gibi, onu uygun mesafede gördüğünüzde aynı şekilde iki kez kısaca düdüğü öttürüp, ters yöne doğru koşun. Arama mesafesinin 4-5 katından sonra bırakın. Aynı uygulamaları 10 kez değişik zaman ve arazilerde tekrarlayın. Çalışmaları ara sıra DOWN ile kesin, çünkü ileride işinize çok yarayacak olan bu önemli hareketi köpeğinizin unutmaması gerekir. ARAMA süresini niçin sınırlı tutmak lazım? Hep aynı sebepten dolayı. Köpeğin cesaretini kırmamak için. Doğal olarak köpek bu eğitimin neye yaradığını anlamayacaktır. Bunun bir oyun olduğunu sanıp, onun ilgisini çekecektir. Bunun sonucunda da tabi ki yorgun düşecektir. Ayrıca çok ısrar ederseniz köpek arama mesafesini kısaltacak hatta ayaklarınıza kadar gelip yatacaktır. Tabi bunlar köpeğin cinsine göre değişebilir. Bu nedenle köpeğin türünü ve karakterini anlayabilmek çok önemlidir. Gördüğünüz gibi arama eğitimi kolay gibi geliyor. Biraz sabır ve özenle çalışmaların dozunu artırarak köpeğinize mükemmel bir arama sistemi öğretebilirsiniz. Etkili ve başarılı bir köpek sahibi olmak isteyen bir avcı için bu eğitim çok değerlidir. Bazı köpekler ilk çıkışta aramada hata yapabilirler. Burada önemli olan bu hatayı çare bularak önleyebilmek ve düzeltmektir. Örneğin köpek hatalı dönüşler yapabilir. Rüzgara karşı ilerlemek yerine arkaya dönebilir. Bu şekilde hareket ederek araması gereken araziye sırtını çevirmiş oluyor. Bu zaman kaybına neden oluyor. Çünkü bazen aradığı yerlerden tekrar geçebiliyor. İşte o zaman sahibi aynı yönde ilerlemesi için onu uyarması gerekiyor. Bunun için düdüğü kullanın. Sesi duyan köpeğiniz olduğu yerden dönüp size yaklaşacaktır. Aksi takdirde sizi göremeyecek ve mesafeyi aşmak isteyecektir. Ama sahibine aşırı bağlı ve sadık köpek tersine, arkasına dönüp sahibini sık sık kontrol edecektir. Ama sözünü ettiğimiz hatayı yapan köpeği düzeltmek için diğerlerine oranla daha fazla ders isteyecektir. Buda birkaç haftanızı alacaktır. Bu konuda değişik bir metot kullanabilirsiniz. Köpeğiniz arama esnasında durup arkasına döndüğü zaman düdükle DOWN’u emrediniz. Sonra yanına gidip doğru yönde ilerlemesini gösteriniz. Yarı yoldan dönmek yerine doğru yönde ilerlemeye mecbur kalacaktır. Yalnız eğitimciyi oldukça yorgun düşüren bu metot daha uzundur. Yaygın olan bir başka hata da köpeğin sahibinin arkasına geçmesidir. Bu anormaldir. Çünkü görevi av aramak olan av köpeği daima sahibinin önünde bulunmalıdır. Arkanıza geçmesi için aranmış araziden tekrar geçmesi gerekir ki bu doğru değildir. Zaman kaybı olduğu gibi gereksiz yorgunluğa neden olur. Eğer köpeğiniz ayaklarınızın hemen arkasına geçerse kafasına hafifi bir tekme atarak öne geçmesi gerektiğini anlatabilirsiniz. Hatta burnuna tekme yememesi için ayaklarınızdan uzak durması gerektiğini de anlayacaktır. Size doğru geldiği zaman dizlerinizi iyice kaldırarak asker gibi yavaş yavaş yürüyünüz. Şayet buna rağmen arkanıza geçmekte inat ederse hızla olduğunuz yerden dönüp, ısrarla önünüzde olması ı sağlayınız. Biraz sabır ve bol alıştırmayla köpeğiniz bu kötü huyundan vazgeçecektir. Köpeğe her çeşit arazide ve değişken hızlarla aramasını öğretmek çok önemlidir. Değişken hızlarla arayan bir köpeğe sahip olmak bazı yerlerde ve zamanlarda çok gereklidir. Avın bol olduğu yerde yavaş arayan köpek daha avantajlıdır. Avın pek tutmadığı yerlerde yavaş ama sınırlı yani gücünü sınırlı kullanarak arayan köpek avantajlıdır. Buna karşıt avın nadir olduğu yerlerde ise çabuk ve çok yer arayabilmek için geniş arayan köpekler daima dezavantajlıdır. Aramanın genişliğini ayarlamak için öğretilmesi çok güç olan önemli bir prensibi hatırlatmak gerekir. Kısacası şeytan gibi oraya buraya koşan köpeği zaptetmek her zaman için mümkündür. Ve bacaklarınızda dolaşan yumuşak huylu bir köpeği girişken ve atılgan hale getirmek imkansızdır. Şimdiye kadar böyle yumuşak huylu bir köpeği diri ve canlı hale getirebilecek etkili bir yöntem bulamadım. Şayet bir gün böyle bir köpek tarla kuşlarının veya herhangi bir av hayvanın peşinden koşmaya başlarsa işte o zaman ARAMA öğretilmesi kabul edilebilir. Atılgan köpekler ise başlangıçta sahiplerine akla karayı seçtirirler. Ama biraz otorite, ustalık ve sabırla mükemmel bir av köpeği olup çıkarlar. Bu nedenle bu tür köpekler için başlangıçta arama mesafesini geniş tutmakta fayda var. Zamanla ustalaşmaya başladığı sıralarda düdükle mesafeyi yavaş yavaş kısaltabilirsiniz. Ve bazen serbest bırakarak daha uzak gitmesine izin verebilirsiniz.

UZUN ARAMA – KISA ARAMA : Artık köpek de yavaş yavaş biri uzun diğeri kısa olmak üzere iki çeşit arama olduğunu anlayacaktır. Bazen birini bazen de diğeri arama şeklini çalıştırarak ikisini de pekiştirebilirsiniz. İşiniz oldukça kolaylaşacaktır. Çünkü köpeğiniz daha önce düdüğe çok iyi alışmıştır. İleride ava çıktığınızda daha ileri gitmesi için düdüğü kullandığınızda bazı arazilerde ava bulma avantajının çoğalması için köpek daha uzak gidip araması gerektiğini anlayacaktır. Öyle yerler olur ki, mesela avın sık olduğu yerlerde fazla açılmaması gerektiğini de bilecektir. KÖPEK UYSAL BİR VARLIKTIR, ONUNLA İSTEDİĞİMİZİ YAPABİLİRİZ. Köpeğin arama hızını ayarlamakta oldukça basittir. Bazı yerlerde örneğin sulak yerlerde gürültü yapmamak için köpeğin oldukça yavaş arama yapması gerekir. Suda çok hareketli bir şekilde ararsa bir su çulluğunu ferma vermesi mümkün olmayabilir. Bunun için arama hırsını ve heyecanını dindirmek gerekir. Önce köpeğinizi burnu rüzgarda olmak üzere DOWN’a getirin. Köpeklerin ancak rüzgara karşı iyi koku alabileceklerini ve dolayısıyla iyi çalışacaklarını asla unutmayın. Rüzgar arkadan esiyorsa, köpek sürekli ayaklarınızın dibinde gezecektir. Ama ileride av konusunda ustalaşmaya başladığı zaman rüzgar arkadan esse bile ne yapması gerektiğini çok iyi bilecektir. Önce önünüzden giderek biraz uzaklaşacak sonra arayarak yanınıza kadar gelecektir. Eğitim için köpeğiniz DOWN’da iken artık sabırla emirlerinizi bekleyecektir. Siz de onu ya sağa ya da yollayınız. Yaklaşık 30 metre kadar gittikten sonra yeniden DOWN’u düdükle emrediniz. Aynı çalışmayı 5 dakika kadar tekrarlayınız. Köpeğiniz bazen ne yapacağını şaşıracaktır. bu durumda son bir kez daha yollayın. Birkaç arama mesafesi uygulasın. Eğer sağ ve solunuzda yirmişer metre kadar mesafede arıyorsa o halde anlamış demektir. Arama mesafesini veya hızını yükselttiği anda düdükle yine DOWN’u emredip yeniden yavaşça aramaya başlamasını sağlayın. Şayet tam tersine yeniden aramaya başladığı anda dört nala giderse hiçbir şey anlamamış demektir. Bu hatasını düzeltmek için anlayıncaya kadar aynı çalışmayı defalarca tekrar edin. Köpek sonunda sahibim bugün de canımı çok sıkıyor, en iyisi yanında gezeyim şeklinde düşünüp doğrusunu yapacaktır. Biraz sabır, özen ve ustalıkla keyfinize göre arayan bir köpek yetiştirebilirsiniz. Ama bunun için köpeğinizin sizi çok iyi anlaması şart. Bu nedenle aynı avda ve aynı zamanda çok fazla arama çalışma yaptırmamak gerekir. Bir av çıkışına bir arama çalışması yeterli olacaktır. Mesela köpeğinizi bazen serbest bırakabilirsiniz, keyfince koşmasına izin verebilirsiniz. Önce fazla uzaklaşmaya cesaret edemeyecektir. Yavaş yavaş cesaretlenip hızlanmaya ve açılmaya başlayacaktır. İşte o zaman aramasını ayarlayabilirsiniz. Bunun için daha fazla cesaretlendirip heyecanlandırmak için onunla birlikte biraz koşun. Bu sayede yine bir arama istediğinizi anlayacaktır. Başka bir gün kısa aramaya geçebilirsiniz. Bunun için de uzak ve hızlı gittiği her seferinde DOWN’u emrediniz. İleride arazinin ve avın durumuna göre kısa veya geniş aramayı seçmenizde faydalı olacaktır.




FERMA


Artık köpeğiniz iyice uysallaşmıştır. Çapraz aramayı öğrenmiş, size sadık, nerede olursa olsun düdükle hemen DOWN’a geçebiliyorsa bundan sonra avla tanışmasının zamanı gelmiş demektir. Ama öncelikle burada bir aydınlatıcı bilgi vermek gerekir. Köpeklerin ferma vermesinin doğuştan gelen bir meziyet olduğu söyleniyor. Bu doğru ama köpeğin kendini göstermesinin yani ilk fermayı vermesinin de bir zamanı olduğu bilinen bir gerçektir. Belki uzun bir süre beklemek gerekir, bu konuda çok sabırlı olmak lazım. Göreceksiniz günün birinde sizin bir şey söylemenize gerek kalmadan aniden ferma verecektir. O güzel günü ve anı hiçbir zaman unutmayacaksınız. Ayrıca ferma konusunda da eğitim göreceksiniz. Doğuştan gelen o özelliği birkaç saniye sürebilir yani hemen avın üzerine atlayabilir. Bu nedenle ferma olayının ciddiyetini ve soğukkanlı olmasını öğrenmesi çok önemlidir. Diğer taraftan eğitimle köpeğin kendini gösterme zamanı olan o ilk anı hızlandırabilirsiniz. Nasıl olsa kulübesinde yatarak bu işi öğrenecek değil ya, aksi takdirde yoldan geçen kümes hayvanlarına da ferma verecektir. Kısacası köpeğin koku alma duyusunu geliştirmek gerekir. Bu da ancak keklik, bıldırcın veya çulluk gibi tüylü hayvanların bulunduğu arazide gerçekleşebilir. Çünkü bu avlarda arama uzun sürmez. Şayet hiç beklenmeyen bir tavşan rast gelirse köpek onu uzun süre takip edebilir. Bu da hiç hoş olmayan bir durum yaratabilir. Yani varsa diğer avcıları ve köpeklerini rahatsız edebilir. Bir rastlantı sonucu tavşan çıkarsa öncelikle köpeğinizi durdurmaya çalışmalısınız. Bu şekilde iyi bir ders verme imkanına sahip olabilirsiniz. Bu gibi durumlarda peşinden gitmek yerine ona tavşanı dikkatle izlemeyi öğretebilirsiniz. Ayrıca köpeğinize iyi bir ferma eğitimi vermek istiyorsanız, daima avın bol olduğu yerlere gitmelisiniz. Sonra köpeğinizi rüzgara karşı aramaya bırakıp fazla açıldığında DOWN’u emrediniz. Ve yanına yaklaşıp yeniden sağa veya sola yollayınız. Şayet köpeğiniz yumuşak ve çekingen bir karaktere sahipse, devamlı ayaklarınızın dibinde dolaşıyorsa, tarla kuşlarının ve hatta kekliklerin peşinden koşmasına mani olmayın. Birkaç avda bu şekilde davranmasına kızmayın. Zira avın zevkini ve heyecanını ancak bu şekilde anlayabilecektir. Ferma eğitimine ancak komplekslerinden kurtulduğu ve canlı gördüğün andan itibaren başlayabilirsiniz. Bu çok önemlidir. Tersine atılgan ve canlı bir köpeğe sahipseniz, tarla kuşlarına ve her türlü av hayvanının peşinden koşmasına izin vermeyerek uçan kuşlara saygı göstermesini öğretebilirsiniz. Yani uçan her kuşun peşinden gittiği zaman DOWN’u emredeceksiniz. Eğer bu DOWN emrine uymazsa yapacağınız hareketi biliyorsunuz. İki elinizle boyun ve kalça derisinden tutup yatması gereken yere getirmelisiniz. Sert bir şekilde kızarak onu o şekilde birkaç dakika bekletin. Kısa zamanda küçük kuşların peşinden koşmaması, hatta onlarla ilgilenmemesi gerektiğini anlayacaktır. Örneğin kekliklerin önünde iken çeşitli davranış biçimleri gösterebilir. Mesela karşılaşmadan evvel hiçbir tepki göstermeyebilir.

Son sayfa maalesef yıllar içinde kaybolmuştur. Eğer eğitim de buraya kadar başarı ile geldiğinizde müthiş,dört dörtlük , size yardımcı olan ve av çantanızı doldurmanızda pay sahibi olan bir köpeğe sahip olacaksınız . O halde bize de bol şanslar demek düşüyor.

kişi online
Sitemizi Toplam 10637 Kişi Ziyaret Etmiştir.